YEŞİL DÖNÜŞÜMDE BÜTÜNSEL YAKLAŞIM:
TAYRAŞ’TAN TÜRK SANAYİSİNE GÜÇLÜ VİZYON
Türkiye’nin döngüsel ekonomi ve yeşil dönüşüm vizyonuna yön veren kuruluşların başında gelen TAYRAŞ Baz Yağ Rafineri A.Ş., sürdürülebilir üretim anlayışını çevre, sanayi ve ekonomi politikalarının merkezine yerleştiriyor. Kullanım ömrünü tamamlamış madeni yağları ileri dönüşüm teknolojileriyle yüksek nitelikli baz yağlara dönüştüren TAYRAŞ, yalnızca çevresel fayda yaratmakla kalmıyor; milli ekonomiye, cari açığın azaltılmasına ve sanayinin katma değerli üretim kapasitesine doğrudan katkı sağlıyor. TAYRAŞ’ın hem çevresel hem ekonomik etkisi madeni yağ sektörünün sınırlarını aşarak, dünyadaki en iyi uygulamalar arasında gösteriliyor.
TAYRAŞ Yönetim Kurulu Danışmanı Dr. Erol Metin ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide, şirketin sürdürülebilirlik vizyonunu, Türkiye’nin yeşil dönüşüm sürecine sunduğu katkıyı ve sektörün geleceğini konuştuk. Dr. Metin, döngüsel ekonomiye geçişte tüm alt süreçlerin bütünsel şekilde ele alınması ve aktörler arası rol paylaşımının önemini vurgularken, 2026’nın hemen başında başlanacak yeni yatırım sürecinden gururla bahsediyor. TAYRAŞ’ın Bilecik tesisini Türkiye’nin ilk Yeşil Dönüşüm Teknoparkına dönüştürmesi yalnızca TAYRAŞ için değil, madeni yağ sektörünün yeşil dönüşüm yolculuğu açısından yeni bir dönüm noktası olacak.
TAYRAŞ olarak bu yıl 15.’si düzenlenen Türktay Çalıştayı’ndan hangi izlenimlerle döndünüz?
TAYRAŞ Baz Yağ Rafineri A.Ş. olarak 15-16 Ekim’de “İklim Ekonomisinde Atık Stratejileri” ana temasıyla Ankara’da gerçekleşen 15. Türktay Çalıştayında yine ana çözüm ortağı olarak yerimizi aldık. Türktay’ın geniş temsil yeteneği olan bir platform halinde gerçekleştirdiği bu geleneksel buluşmasını oldukça önemsiyoruz. Çünkü biz TAYRAŞ olarak sürdürülebilirlik konusunun kamu, özel sektör, sivil toplum, üniversite gibi paydaşlar arasında işbirliği gerektiren bütüncül bir konu olduğuna inanıyoruz. TAYRAŞ madeni yağ sektörünün yeşil dönüşümünde Türkiye’nin ve hatta dünyanın en iyi örneklerinden birini temsil ediyor. Türktay platformunda kurulduğumuz günden bu yana yaptığımız çalışmaların anlamını ve ürettiği faydayı paydaşlarımıza aktarırken, sürdürülebilirlik konusunun bütünsel bir bakış açısıyla ele alınmasının ülke için ne kadar önemli olduğunu vurgulama fırsatı bulduk. TAYRAŞ artık tüm paydaşlar ve konunun uzmanları tarafından sürdürülebilirlik konusunda iyi uygulama örneği ve referans kabul edilen lider kuruluşlar arasında yer alıyor. Şirketimizin bu noktaya gelmesinden gururluyuz.
TAYRAŞ’ın sürdürülebilirlik alanında Türkiye ekonomisine sunduğu somut katkılardan bahseder misiniz?
Sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi ve yeşil dönüşüm kavramları tüm dünyanın ve özellikle üretim kesiminin öncelikli gündemi hâlini aldı. Zira bu kavramlar iklim değişikliği ve küresel ısınma gibi gezegenin geleceğini ilgilendiren yaşamsal sorunların çözümü olarak görülüyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte konunun yeni bir ekonomik büyüme modeli olarak dünyanın gündemine yerleştiğini gördük. Yani artık karbon salınımı, enerjide yenilenebilir kaynaklara güçlü geçişi, atık yönetimi gibi mücadele araçlarını bütünsel olarak ele alan, üretimi ve uluslararası ticareti buna göre düzenleyen yeni bir büyüme modeline geçmiş bulunuyoruz. TAYRAŞ tüm bu dönüşüm sürecinin ve dünyanın geldiği noktanın Türkiye’deki en iyi uygulamasıdır. Biz kuruluş aşamasından bugüne bütün faaliyetlerimizi bu anlayışla gerçekleştirdik ve bu vizyonla çalıştık. Yalnızca Türkiye’nin değil, Avrupa’nın en büyük ve en ileri teknolojiyle çalışan rafinasyon tesisine sahip olmanın gururunu yaşıyoruz.
Döngüsellik ve yeşil dönüşüm meselesi Türkiye açısından çok daha kıymetli. Bu bizim ülkemiz için yalnızca çevresel bir konu değil, aynı zamanda ekonomik bir konu. Çünkü, önemli bir üretim merkezi olan ülkemizde sanayimizin temel ihtiyacı olan birçok hammaddede büyük ölçüde ithalata bağımlı bir ülkeyiz. Enerji ve sanayimizin temel girdilerini teşkil eden birçok üründe dışa bağlı ve cari açık veren bir ülkeyiz. Bu perspektifle baktığımızda daha fazla döngüsellik dediğimiz zinciri kesintiye uğramadan tam halka olarak yaşama geçirebilirsek nitelikli üretim adına çok büyük fırsatlar elde edebiliriz. Atığı doğaya bırakıp çevre kirliliğine neden olmak ya da kayıt dışı kontrol edemediğimiz bir alanda merdiven altı üretimin konusu yapmak yerine toplayıp, ayrıştırıp yeniden üretim girdisi haline getirmek ve katma değerli yeni bir ürüne dönüştürmek döngüsel ekonominin çalışma prensibidir. Böylelikle herhangi bir şekilde kayıtlı ekonomiye girmeyen, orada burada alınan, satılan ve çok daha nitelikli bir ürün olarak değerlendirilmek yerine heba edilen atıklar, kayıtlı bir düzenin içerisine girer, endüstriyel proses içinde kalır, KDV ve ÖTV üreterek gerçek anlamda güçlü bir ekonomik zincir oluşturur.
Dolayısıyla TAYRAŞ’ın faaliyetleri milli gelir ve cari açığa katkı sağlayan, kayıtlı ekonomiye geçiş yoluyla vergi geliri yaratan, hammadde kaynağı üreterek endüstriyel katma değer fırsatları sunan ve sanayinin üretim standartlarını çok daha nitelikli hâle getiren faaliyetlerdir. 3,5 yıllık zaman diliminde atıkların kayıt altına alınmasıyla oluşturduğumuz ilave KDV 6.2 milyon dolar, yeni ürünlerin KDV’siyle oluşturduğumuz değer 14,4 milyon dolar, yeni üretilen ürünlerin ÖTV’siyle oluşturduğumuz değer 9.6 milyon dolar, ithalata ikame yoluyla cari açığa sağladığımız katkı 77.7 milyon dolar düzeyindedir. TAYRAŞ, böylece faaliyete girdiği 3.5 yıllık süre içinde, milli ekonomiye yaklaşık 107 milyon dolarlık doğrudan katkı sağlayarak 50 milyon dolarlık yatırım maliyetinin iki mislinden fazlasını ekonomimize kazandırmayı başarmıştır.
TAYRAŞ’ın kullanılmış madeni yağları ileri teknoloji rafinasyon ve hidroişlem ile üstün nitelikli baz yağlara çeviren rafinerisi yılda 75 bin ton kullanılmış madeni yağ işleme kapasitesine sahip. TAYRAŞ’ın ileri dönüşüm süreciyle ürettiği TIDRABASE Grup II+ Baz Yağ, 4 kademeli rafinasyon ve 2 aşamalı hidro-işlemden geçerek katma değerli üretime dönüşüyor.
Sürdürülebilirliğin çevresel ve sosyal boyutunda TAYRAŞ’ın sağladığı kazanımlar nelerdir?
TAYRAŞ’ın ileri dönüşüm teknolojisiyle ürettiği baz yağ, ham petrolden üretilen baz yağa kıyasla %70 karbon azaltımı sağlıyor. Yine ham petrolde üretilen baz yağa kıyasla %86-87 daha az doğal kaynak tüketimi, %90 daha az asidifikasyon, %88 daha az ince parçacık, %77-80 daha az ötrifikasyon ve %64-71 daha az küresel ısınma etkisi yaratıyor. Tüm bunlar yılda yaklaşık 100.000 ton emisyon azaltımı anlamına geliyor. Dolayısıyla çevresel açıdan TAYRAŞ’ın Türkiye’nin karbonsuzlaşma, emisyon azaltımı ve doğal kaynakların korunması hedeflerine katkı sağladığını görüyoruz. Hem çevreyi koruyoruz hem birincil hammadde kaynaklarımızın tükenmesinin önüne geçiyoruz, hem de dışarıdan ithal etmek yerine kullanım ömrünü tamamlamış yağları üretim girdisine dönüştürerek katma değer yaratıyoruz.
Sosyal açıdan ise TAYRAŞ’ın hayata geçirdiği ileri teknolojik yatırım, Türk sanayisine ve madeni yağ sektörüne yüksek standart ve kalite artışı getiriyor, nitelikli istihdam sağlıyor ve yeşil dönüşüm sürecinde toplumsal ve sektörel farkındalık yaratıyor. Dolayısıyla TAYRAŞ’ın yeşil dönüşüm perspektifiyle ortaya koyduğu yüksek teknolojik yatırım ve nitelikli üretim ekonomik, çevresel ve sosyal açıdan gelişim ve büyüme fırsatı sağlayan ve dünya ile rekabette madeni yağ sektörünün ihtiyaç duyduğu dönüşüm dinamiğine liderlik eden çok önemli bir rol oynuyor.
Artık bu konuyu yalnızca bir “atık yönetimi” başlığı altında ele almak mümkün değil. Kullanım ömrünü tamamlamış yağların geri kazanımı; çevre, sanayi, ekonomi ve ticaret politikalarını aynı anda ilgilendiren bütüncül bir süreç haline geldi. Bu nedenle kamunun farklı kurumlarının koordineli biçimde çalışması, sürecin verimliliği açısından büyük önem taşıyor. Bir yandan çevre koruma ve kaynak verimliliği hedeflenirken, diğer yandan sanayi ve teknoloji politikalarıyla güçlü bir şekilde örtüşüyor. İthal ham madde ihtiyacını azaltan, ülke içinde katma değer yaratan bu yapı, aynı zamanda ekonomi, ticaret ve ihracat açısından da stratejik bir fırsat sunuyor. Bu zincirin tüm halkaları uyum içinde hareket ettiğinde, Türkiye hem çevresel hem ekonomik açıdan dünya ile rekabette avantaj elde edecek güçlü bir dönüşüm modeline kavuşabilir.
Sürdürülebilirlikte bütüncül yaklaşımın, madeni yağ sektörüne kazandırdıklarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
TAYRAŞ, madeni yağ sektörüne yalnızca atık yönetimi penceresinden değil, bütüncül bir sanayi, çevre ve ekonomi politikası perspektifinden yaklaşıyor. Kullanılmış yağların ileri dönüşüm teknolojileriyle yeniden ekonomiye kazandırılması; çevresel faydanın ötesinde, ham madde arz güvenliği, ithalatın azaltılması ve katma değerli üretim açısından stratejik bir fırsat sunuyor. Bu nedenle, sürecin yalnızca üreticilerle değil, kamunun tüm ilgili kurumlarıyla entegre şekilde ele alınması, kayıt dışılığın önlenmesi ve sürdürülebilir bir sistemin inşası büyük önem taşıyor. TAYRAŞ’ın ortaya koyduğu model, dünya ile rekabet edebilen nitelikli üretim yapısına geçişte sektör için önemli bir örnek oluşturuyor. Bu yaklaşım sayesinde hem madeni yağ üreticileri hem de atık yağ toplayıcıları için daha verimli, izlenebilir ve ekonomik açıdan güçlü bir ekosistem gelişiyor. Böylece hem çevre korunuyor, hem sektör standartları yükseliyor, hem de Türkiye, döngüsel ekonomi temelinde daha fazla değer ve kazanç sağlayan bir büyüme modeline adım atıyor.
TAYRAŞ 75 adet toplama ve transfer aracı, 36 adet demiryolu transfer vagonu, 10 transfer noktası, 4 demiryolu bağlantısı ile yılda 27.500 toplama operasyonu ve 2.5 milyon km taşıma faaliyeti ile Türkiye’yi adeta bir ağ gibi ören ciddi bir lojistik operasyonu gerçekleştiriyor.
Bu dönüşüm süreci madeni yağ sektöründeki paydaşlarınızda güçlü bir dinamizm üretiyor mu?
Biz TAYRAŞ olarak madeni yağ üreticilerimizle ilişkilerimizi hiçbir zaman zorunlu harmanlama gibi yükümlülükler üzerinden yönetmeyi düşünmedik. Amacımız yükümlülüklerin çok ötesinde, sektörün tüm paydaşlarıyla birlikte ülke, toplum ve sanayi için değer yaratması ve dünya ile rekabet eden yüksek standartlara ulaşması. Kullanılmış yağ bizim için aslında kıymetli bir ham madde. Bu nedenle üreticilerin, toplayıcıların ve kamu otoritelerinin aynı sistem içinde entegre çalışması gerekiyor. Parça parça yürüyen yapılar yerine, kayıt dışını ortadan kaldıran, herkesin sorumluluk aldığı bir yeni düzen kurabilirsek, bu sektör çok daha güçlü bir zemine oturur ve çabalarımızın oluşturduğu değer çok daha büyük olur.
Bu bütünlük sağlandığında madeni yağ sektörü hem çevresel hem ekonomik hem de teknolojik olarak büyük bir sıçrama yapacak ve bugün sektörümüzün yaşadığı o dinamizm çok daha hızlanacak. Bizim inancımız şu: Nitelikli üretim, sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi bir arada yürüdüğünde herkes kazanır. Bu süreçte karbon azaltımından kaliteye, maliyet verimliliğinden küresel rekabet gücüne kadar birçok alanda önemli fırsatlar var. TAYRAŞ olarak biz bu dönüşümün tam merkezindeyiz; hem ülkemiz hem sektörümüz için daha fazla katma değer, daha temiz üretim ve kayıt dışının önlendiği daha adil bir piyasa düzeni yaratmak için çalışıyoruz.
Kaydettiğimiz ilerlemeden memnun, sektörün geleceğinden eminiz. Bu nedenle ilave yatırımla Bilecik’teki tesisimizin kapasitesini genişletiyor ve Türkiye’nin ilk yeşil dönüşüm teknoparkı haline getiriyoruz. 2026’nın hemen başında devreye alacağımız yeni yatırımla toplam rafinasyon kapasitemizi 150 bin tona çıkaracak, Türkiye’nin en büyük yeşil hidrojen üretimi yapan tesisi olacağız. TAYRAŞ Yeşil Dönüşüm Teknoparkı olarak sektörümüze ve ülkemize birçok ilave kazanım sağlayacak. Böylesi güçlü bir altyapıyı ve dünya standardında ileri teknolojik yatırımı sektörümüzün istifadesine sunmaktan gurur duyuyoruz.


