Baz yağ pazarı jeopolitik değişimler, daha katı yasal düzenlemeler ve artan sürdürülebilirlik talepleriyle karşı karşıya bulunuyor. Üç sektör uzmanı, uzun vadede dayanıklılık ve rekabet gücü için inovasyonun, politikaların ve piyasa gerçeklerinin nasıl değerlendirilmesi gerektiğini ele alıyor.
“Nynas’ın sürdürülebilirliği gündemin ilk sırasına yerleştirmesi çok doğru bir hamle”
“Yeterli talep var ve bu daha da artacak. Gres endüstrisinde naftenik baz yağların en önemli avantajlarından biri, mükemmel verim sağlamaları ve daha az ham madde ile üretimde enerji tasarrufu sağlamalarıdır. Fiyatın kilit bir unsur olduğu uygulamalarda parafinik baz yağlar tercih edilebiliyor; ancak yüksek performanslı veya özel ürünlerde naftenikler hâlâ en iyi seçenek olarak görülüyor. Elde edilen gresler neredeyse berrak veya yarı saydam oluyor ve mineral yağ bazlı bir gres için düşük sıcaklık performansı en iyi seviyede oluyor. Bu da birçok zorlu uygulama için büyük önem taşıyor.
Naftenik yağların suya benzer yoğunlukta olması, su ile karışan metal işleme sıvıları için tercih sebebidir, çünkü bu sayede, üretilen emülsiyonların doğal stabilitesi daha yüksek olur. Tedarik yolları, küresel gelişmelerin doğrudan etkisi altındadır. Ortadoğu’daki mevcut olaylar ve Rusya’nın Ukrayna’da yürüttüğü savaş gibi gelişmeler nedeniyle tedarik akışında kesintiler yaşanabilir.
Nynas, sürdürülebilirliği ve düşük enerji tüketimini çalışmalarının merkezine yerleştiriyor. Bu konulara bilhassa gençler büyük önem veriyor ve pek çok şeyin sürdürülebilir olmasını istiyor. Bu nedenle Nynas’ın doğru bir strateji izlediği söylenebilir, özellikle de Avrupa pazarında. Sürdürülebilirlik gündemin ilk sırasına yerleştirilmeli ve orada tutulmalı. Sürdürülebilirliğin avantajlar getirebileceği de gösterilmeli.
Bir şeyin ömrü üç kat daha uzun olursa, maliyeti birkaç kat daha yüksek olabilir. Bu tür bir ürünü, özellikle de maliyetlerin daima düşük tutulduğu Asya gibi pazarlarda müşterilere satmak zor olabilir. Biyolojik olarak çözünebilir ve sürdürülebilir olmanın bir maliyeti olduğunu anlamak önemlidir. Yasal düzenlemeler gelişmelere yön verecek ve bir çerçeve sağlayacak, ancak bazen sübvansiyonlar da gerekecektir. Ben şu anda mevcut yasal düzenlemelerin gereğinden fazla olduğunu düşünüyorum. Başta küçük şirketler olmak üzere tüm işletmeler için yasal düzenlemeler kafa karışıklıklarına ve takip güçlüklerine yol açabilir.
Sektör pek çok zorlukla karşı karşıya ve coğrafi olarak farklılaşmanın artacağını düşünüyorum. Küreselleşme sona eriyor ve bunun yerine iç pazarlara daha fazla odaklanılacağını öngörüyorum.”
“Dayanıklılığa destek olan yasal bir çerçeveye ihtiyacımız var”
“Yağlayıcı endüstrisi, endüstriyel gelişmenin, ekonomik performansın ve teknolojik dönüşümün arkasındaki sessiz ama vazgeçilmez güçtür. Jeopolitik istikrarsızlık, ham maddede bağımlılık ve süreçleri kesintiye uğratan gelişmelerin sıkça görüldüğü bir dünyada, yasalar giderek daha baskın bir hâle geliyor.
2019’dan bu yana AB, neredeyse her sektörü etkileyen yaklaşık 14.000 yasal düzenlemeyi hayata geçirdi. Yağlayıcı üreticileri için bu, her gün karmaşık ve sürekli değişen yükümlülüklerle uğraşmak anlamına geliyor. CSRD, EUDR, CBAM, revize edilmiş CLP… Her düzenleme ile yeni bir uyum, şeffaflık ve risk katmanı ekleniyor. Yeşil İddialar Direktifi ve ESPR gibi düzenlemelerle birlikte, sürdürülebilirlik iddiaları ve ürün tasarımı çok daha fazla bilimsel kanıt ve izlenebilirlik gerektirecek.
Ancak yasalar bir yük değil, aslında bir katalizör. Gelişime giden yol, akıllı ve inovasyon odaklı yeniden formülasyondan geçiyor. Baz yağlar ve katkılar bu dönüşümün kalbinde yer alıyor. Mineral yağlar hâlâ düşük maliyetli ve kolay erişilebilir olması nedeniyle önemini korusa da PAO’lar, GTL’ler ve bitki bazlı teknolojiler gibi sentetik seçenekler de giderek daha fazla benimseniyor. Bu alternatifler teknik ve performans kriterlerini her geçen gün daha üst seviyede karşılıyor; biyobazlı seçenekler ise çoğu zaman çevresel ayak izini de iyileştiriyor.
Bu yüzden Nynas EVO serisi gibi girişimler çok önemli. Hedefe yönelik baz yağ iyileştirmeleri ile ürün karbon ayak izini azaltmak, sadece uyum için değil, gerçek dönüşüm için somut ve güvenilir bir adımdır. Yağlayıcı endüstrisi bu değişime öncülük etmeye hazır, yeter ki gerekli yasal çerçeve, öngörülebilirlik ve yapıcı diyalog sağlansın.
Yasa koyuculara net bir çağrımız var. Bizimle birlikte çalışın, aşırı mühendislikten kaçının, uygulanabilirliğe, değer yaratmaya ve inovasyona öncelik verin. Avrupa, sanayinin politika yükü altında ezilmesini göze alamaz. Dayanıklılığa destek olan yasal bir çerçeveye ihtiyacımız var, köstek olan değil.”
“Daha fazla müşteri EVO portföyüne geçiş yapıyor”
“COVID-19 pandemisinden önce, 2019’daki zirvenin ardından baz yağ pazarı biraz daha düşük bir seviyede istikrar kazandı. Bu kısmen otomotiv endüstrisindeki üretim hacimlerinin azalmasından ve metal işleme sektöründen gelen talebin düşmesinden kaynaklanıyor.
Bununla birlikte, Nynas baz yağları elektrikli araçlarda kullanılan gresler gibi yüksek performanslı uygulamalar için çok uygun bir seçenek olarak öne çıkıyor. Naftenik baz yağlar, katkı maddesi çözünürlüğünü artıran, kalıntıların çözünmesini sağlayan ve çeşitli malzemelerle uyumluluğu geliştiren mükemmel çözücülük gücüyle biliniyor. Olağanüstü düşük sıcaklık performansları da birçok sektörde büyük değer görüyor.
2024 yaz sonunda satışa sunduğumuz EVO portföyünün pazarda hızla kabul görmesinden çok memnunuz. EVO portföyü, geleneksel yağlarla aynı yüksek kalite ve performansı sunarken, biyobazlı ham maddelerin kullanımı sayesinde CO2 emisyonlarını %25’e kadar azaltıyor.
Daha fazla müşteri EVO portföyüne başarılı bir şekilde geçiş yapıyor ve bu cesaret verici eğilimin devam edeceğine inanıyoruz. Müşteri beklentilerini karşılayan ve çevresel hedefleri ileri taşıyan yenilikçi, sürdürülebilir baz yağlar sunmaktan gurur duyuyoruz.”
