Nynas Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü
Güney Devrim İldiri ile Röportaj
Enerji dönüşümü, elektrifikasyon, veri merkezleri, yapay zekâ uygulamaları ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla birlikte elektrik altyapılarına ihtiyaç kritik bir eşiğe ulaştı. Bu dönüşüm yalnızca yeni enerji kaynaklarının devreye alınmasını değil, yaşlanan şebekelerin yenilenmesini ve mevcut şebekelerin daha güvenilir, verimli ve sürdürülebilir şekilde çalışmasını da gerektiriyor. Böyle bir dönemde trafo yağları ve özel yalıtım sıvıları, enerji sistemlerinin kritik bileşenleri arasında öne çıkıyor.
Nynas Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü Güney Devrim İldiri ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; şirketin 2025 yılında elde ettiği güçlü finansal performansın arkasındaki dinamikleri, enerji dönüşümünün madeni yağ sektörüne etkilerini ve bölgede hız kazanan elektrifikasyon yatırımlarını değerlendirdik. Genel Müdür İldiri, enerji güvenliği, ekipman ömrü yönetimi ve sürdürülebilirliğin artık birbirinden ayrı başlıklar değil, aynı stratejinin tamamlayıcı unsurları haline geldiğine dikkat çekiyor.
Röportajımızda ayrıca Nynas’ın sürdürülebilirlik vizyonunun temelini oluşturan Nynas ReSolution yaklaşımını, 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmaları, biyobazlı ve yeniden rafine edilmiş ürünlerin sektördeki yükselen rolünü, Türkiye ve Orta Asya pazarlarının enerji dönüşümündeki konumunu ve Antalya’da düzenlenecek COP31’in küresel enerji gündemine olası etkilerini ele aldık. Madeni Yağ Dünyası’na özel gerçekleşen bu röportaj, enerji altyapılarının geleceğine ilişkin önemli perspektifler sunarken sürdürülebilirlik konusunda sektöre ilham veriyor.
Nynas, 2025 yılında operasyonel güvenilirlik ve güçlü talep sayesinde finansal yapısını güçlendirdi ve kârlılığını arttırdı. Bu başarının ardındaki temel faktörler nelerdir?
2025 yılına baktığımızda elde ettiğimiz başarının temelinde yalnızca güçlü talep veya olumlu piyasa koşulları değil, uzun yıllardır sürdürdüğümüz uzmanlaşma stratejisi bulunuyor. Nynas olarak faaliyet gösterdiğimiz alanlarda hacim odaklı bir emtia üreticisi değil, kritik altyapılara performans sağlayan özel ürünler geliştiren bir şirketiz. Bu yaklaşım, özellikle enerji dönüşümünün hızlandığı ve elektrifikasyonun küresel ölçekte ivme kazandığı bir dönemde daha da anlamlı hale geliyor.
Bugün enerji sektörünün karşı karşıya olduğu en kritik dinamiklerden biri, küresel elektrik talebindeki yapısal büyümedir. Elektrikli araçların yaygınlaşması, veri merkezleri ve yapay zekâ altyapılarının hızla genişlemesi, yenilenebilir enerji yatırımları ve sanayide elektrifikasyonun hız kazanması, elektrik iletim ve dağıtım sistemleri üzerindeki yükü her geçen gün artırmaktadır. Buna karşın, mevcut şebeke altyapısının önemli bir bölümü onlarca yıl önce farklı operasyonel koşullar için tasarlanmıştır. Günümüzde bu varlıkların daha yüksek yükler altında, daha uzun süre ve kesintisiz güvenilirlikle çalışması beklenmektedir.
Bu dönüşüm, trafo yağlarını ve yalıtım sıvılarını yalnızca teknik bir sarf malzemesi olmaktan çıkarıp enerji altyapısının dayanıklılığı ve enerji güvenliği açısından stratejik bir unsur haline getirmiştir. Varlık ömrünün uzatılması, bakım maliyetlerinin optimize edilmesi ve operasyonel risklerin azaltılması artık enerji şirketlerinin temel öncelikleri arasında yer almaktadır.
Nynas olarak yaklaşımımız da bu stratejik bakış açısına dayanmaktadır. Müşterilerimize yalnızca yüksek kaliteli yalıtım yağları sunmuyor; mevcut ekipmanlarının performansını artıran, kullanım ömrünü uzatan ve toplam sahip olma maliyetini düşüren uzun vadeli çözümler geliştiriyoruz.
Bu vizyon doğrultusunda geliştirilen NYTRO® RR 900X gibi yeniden rafine edilmiş yalıtım yağları, döngüsel ekonomiyi destekleyerek değerli kaynakların yeniden kullanılmasını sağlarken; biyobazlı NYTRO® BIO 300X, yüksek teknik performansı daha düşük karbon ayak iziyle bir araya getiriyor. Günümüz enerji sektöründe sürdürülebilirlik ile operasyonel güvenilirlik artık birbirinden bağımsız hedefler değil; güçlü ve dirençli enerji altyapılarının iki tamamlayıcı unsurudur.
2026 yılında bu başarılı ivmenin devam ettiğini düşünüyor musunuz?
2026 yılına geldiğimizde bu ivmenin devam ettiğini görüyoruz. Türkiye ve Orta Asya’da şebeke modernizasyonu, yenilenebilir enerji yatırımları, yeni trafo üretim kapasiteleri ve elektrifikasyon projeleri hız kesmeden devam ediyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde de enerji altyapılarının güvenilirliğini, verimliliğini ve sürdürülebilirliğini destekleyen özel ürünlere olan talebin artacağını düşünüyoruz. Nynas olarak büyümeyi yalnızca satış rakamlarıyla değil, enerji dönüşümüne sağladığımız katkıyla ölçmeye devam edeceğiz.
Sürdürülebilirlik ve enerji dönüşümü konularının özel uzmanlık alanınız olduğunu biliyoruz. Nynas’ın geliştirdiği ReSolution yaklaşımı sürdürülebilirliğe nasıl bakıyor?
Sürdürülebilirlik artık enerji sektöründe bir tercih değil, iş yapış biçiminin temel unsurlarından biri haline gelmiştir. Enerji dönüşümü bugün dünyanın en büyük sanayi dönüşümlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak burada çoğu zaman gözden kaçan önemli bir gerçek var. Karbon emisyonlarını azaltmak için daha fazla yenilenebilir enerji santrali, daha fazla elektrik şebekesi, daha fazla trafo ve daha fazla enerji altyapısı inşa etmemiz gerekiyor. Başka bir ifadeyle, enerji dönüşümünü gerçekleştirebilmek için önce çok büyük bir fiziksel dönüşüm yatırımı yapmak zorundayız.
Bu nedenle sürdürülebilirlik kavramını yalnızca emisyon azaltımı olarak değerlendirmiyoruz. Bizim bakış açımıza göre sürdürülebilirlik; enerji güvenliği, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi ve uzun ömürlü altyapıların birlikte ele alınmasını gerektiriyor. Nynas’ın RESOLUTION yaklaşımının temelinde de bu anlayış yatıyor. Enerji dönüşümünü destekleyen ürünler geliştirirken aynı zamanda kendi operasyonlarımızın çevresel etkisini azaltmaya odaklanıyoruz.
Nynas ReSolution yaklaşımımız çerçevesinde enerji dönüşümünü mümkün kılan altyapıların daha güvenilir, daha verimli ve daha düşük karbonlu hale gelmesine katkı sağlıyor ve sürdürülebilirliğin tüm unsurlarını entegre şekilde yönetiyoruz. Dolayısıyla sürdürülebilirliği ayrı bir iş kolu ya da yasal bir gereklilik değil, işimizin kendisi olarak görüyoruz.
Nynas’ın 2050 karbon nötr hedefine ulaşma yolunda attığı somut adımlar ve bu adımların sektördeki dönüşüme katkılarından bahseder misiniz?
2050 karbon nötr hedefimiz doğrultusunda attığımız somut adımlardan biri, İsveç’te yürüttüğümüz karbon yakalama ve depolama (CCS) çalışmalarımızdır. Bu proje yalnızca Nynas açısından değil, enerji yoğun sanayilerin geleceği açısından da önemli bir referans niteliği taşıyor. Bunun yanında üretim süreçlerimizde enerji verimliliğini artırıyor, operasyonel emisyonlarımızı azaltıyor ve tedarik zincirimiz boyunca daha düşük karbonlu çözümler geliştirmeye devam ediyoruz.
Ürün tarafında ise sürdürülebilirliği performanstan ödün vermeden hayata geçirmeye çalışıyoruz. Biyobazlı NYTRO® BIO 300X ve yeniden rafine edilmiş NYTRO® RR 900X gibi çözümlerimiz bunun somut örnekleri arasında yer alıyor. Çünkü gelecekte başarıyı belirleyecek unsur yalnızca daha düşük karbonlu ürünler geliştirmek değil, aynı zamanda enerji sistemlerinin güvenilirliğini koruyarak bunu başarabilmek olacak.
Türkiye ve Orta Asya perspektifinden baktığımızda ise önemli bir fırsat görüyoruz. Bölge, büyüyen elektrik talebi, yeni yenilenebilir enerji yatırımları ve şebeke modernizasyon projeleriyle enerji dönüşümünün önemli merkezlerinden biri haline geliyor. Bu dönüşümün sürdürülebilir şekilde gerçekleşebilmesi için yüksek performanslı, uzun ömürlü ve düşük çevresel etkiye sahip teknolojilere her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulacak.
Türkiye ve Orta Asya pazarında faaliyet gösteren oyuncuların sürdürülebilirlik ve enerji dönüşümü ajandalarını tatmin edici buluyor musunuz? Bu alanın getirdiği fırsatlara dair sektörümüze hangi mesajları vermek istersiniz?
Son birkaç yıl içerisinde Türkiye ve Orta Asya pazarlarında belirgin bir dönüşüm yaşandığını gözlemliyoruz. Geçmişte birçok şirket için sürdürülebilirlik daha çok kurumsal raporlarda yer alan bir başlık veya regülasyon kaynaklı bir gereklilik olarak değerlendirilirken, bugün giderek daha fazla şirket bunu rekabetçilik, yatırım çekme kapasitesi ve uzun vadeli büyüme perspektifiyle ilişkilendiriyor.
Özellikle enerji, altyapı ve sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren kuruluşların yaklaşımında önemli bir değişim görüyoruz. Artık yalnızca ilk yatırım maliyetine odaklanan bir bakış açısı yerine; ekipman ömrü, operasyonel verimlilik, enerji kayıpları, karbon ayak izi ve toplam sahip olma maliyeti gibi kriterler daha fazla gündeme geliyor. Bu da aslında sektörün daha olgun bir noktaya doğru ilerlediğini gösteriyor.
Türkiye bu dönüşümde bölgenin en önemli aktörlerinden biri konumunda bulunuyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarındaki büyüme, enerji depolama projeleri, elektrik şebekesinin modernizasyonu ve artan sanayi elektrifikasyonu ülkeyi enerji dönüşümünün merkezlerinden biri haline getiriyor. Benzer şekilde Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan gibi ülkelerde de hem enerji güvenliğini güçlendirmeye hem de ekonomik çeşitliliği artırmaya yönelik önemli yatırımlar görüyoruz.
Ancak önümüzde hâlâ önemli bir gelişim alanı bulunduğunu düşünüyorum. Bugün birçok kurum sürdürülebilirliği bir maliyet kalemi olarak değerlendirebiliyor. Oysa geleceğin kazananları, bunu verimlilik artışı, risk yönetimi ve rekabet avantajı sağlayan stratejik bir yatırım olarak gören şirketler olacak. Özellikle enerji altyapılarında güvenilirlik, ekipman ömrü ve kaynak verimliliği konularına yapılan yatırımların uzun vadede çok daha yüksek değer yaratacağına inanıyorum.
Bu nedenle sektörümüze vermek istediğim temel mesaj şu: Enerji dönüşümü yalnızca yeni teknolojilere yatırım yapmak değildir. Aynı zamanda mevcut altyapıları daha akıllı, daha verimli ve daha dayanıklı hale getirme sürecidir. Bu dönüşümü erken benimseyen şirketler, önümüzdeki on yılın en güçlü oyuncuları arasında yer alacaktır.
Nynas’ın EVO portföyü, biyo-bazlı hammaddeler kullanarak %25’e kadar daha düşük CO2 emisyonu sağlayan ürünler sunuyor. EVO’nun pazar payını artırma hedefiniz var mı? Türkiye ve Orta Asya pazarında bu ürünlere olan ilgiden bahseder misiniz?
Türkiye ve Orta Asya’da bu dönüşümün ivme kazandığını görüyoruz. Özellikle Avrupa ile entegre çalışan üreticiler, enerji şirketleri ve büyük endüstriyel kuruluşlar, sürdürülebilir ürün çözümlerini yatırım ve satın alma stratejilerinin önemli bir bileşeni olarak değerlendirmeye başladı. Bu eğilimin önümüzdeki yıllarda daha da hızlanacağına inanıyoruz.
Bu doğrultuda geliştirdiğimiz Nynas EVO portföyü, sürdürülebilirlik ile yüksek teknik performansı aynı çatı altında buluşturma vizyonumuzu yansıtıyor. EVO yaklaşımı, daha düşük karbon ayak izi sunan çözümler geliştirirken, müşterilerimizin operasyonel güvenilirlikten veya ekipman performansından ödün vermeden sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarını desteklemeyi amaçlıyor.
Bizim açımızdan sürdürülebilirlik, geleceğe yönelik bir vizyondan ziyade bugünün rekabet koşullarının bir gerekliliğidir. Enerji sektöründe başarı artık yalnızca yüksek performanslı ürünler geliştirmekle değil; müşterilere çevresel sorumluluk, operasyonel güvenilirlik ve ekonomik verimliliği aynı anda sunabilen çözümler sağlayabilmekle ölçülüyor. Nynas olarak uzun vadeli büyümenin ve kalıcı müşteri değerinin bu bütüncül yaklaşım üzerine inşa edileceğine inanıyoruz.
Önümüzdeki dönemde sürdürülebilir ürünlerin toplam portföy içindeki payının artacağını öngörüyoruz. Ancak burada asıl önemli olan ürünlerin ne kadar “yeşil” olduğu değil, sürdürülebilirliği performans, güvenilirlik ve ekonomik değer ile birlikte sunabilmesidir. Nynas olarak geleceğin bu dengeyi kurabilen şirketler tarafından şekillendirileceğine inanıyoruz.
Baz yağ pazarında jeopolitik değişimler karşısında Nynas Türkiye ve Orta Asya olarak bölgedeki pazar konumunuzu nasıl koruyor ve güçlendiriyorsunuz?
Son yıllarda sektörümüzü şekillendiren en önemli dinamiklerden biri; enerji güvenliği, jeopolitik gelişmeler ve enerji dönüşümünün artık birbirinden ayrı değerlendirilememesidir. Birkaç yıl önce sürdürülebilirlik, enerji arz güvenliği ve ekonomik rekabetçilik farklı başlıklar altında ele alınırken, bugün bu üç unsur aynı stratejinin ayrılmaz parçaları haline gelmiş durumda.
Küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gelişmeler ve tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar, ülkelerin enerji altyapılarına bakış açısını da değiştirdi. Artık yalnızca enerji üretmek yeterli görülmüyor; aynı zamanda bu enerjinin güvenli, kesintisiz ve verimli şekilde iletilmesi gerekiyor. Bu nedenle trafolar, yalıtım sistemleri ve bu sistemlerin güvenilir şekilde çalışmasını sağlayan özel yalıtım sıvıları geçmişe kıyasla çok daha stratejik bir önem taşıyor.
Nynas olarak bu ortamda en önemli önceliğimiz müşterilerimize uzun vadeli tedarik güvenliği, teknik uzmanlık ve yüksek performanslı çözümler sunabilmek. Özellikle Türkiye ve Orta Asya bölgesine baktığımızda son derece güçlü bir büyüme potansiyeli görüyoruz. Türkiye, Avrupa ile Asya arasında enerji koridoru niteliği taşıyan konumu, güçlü sanayi altyapısı, hızla büyüyen yenilenebilir enerji yatırımları ve gelişen elektrik şebekesiyle enerji dönüşümünün bölgesel merkezlerinden biri haline geliyor. Benzer şekilde Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan’da da enerji altyapılarının modernizasyonuna yönelik yatırımların hızlandığını görüyoruz.
Tüm bu gelişmeler naftenik özel yağlar açısından da önemli fırsatlar yaratıyor. Elektrifikasyonun hızlanması, veri merkezlerinin büyümesi, yenilenebilir enerji yatırımları, enerji depolama sistemleri ve şebeke modernizasyon projeleri; yüksek performanslı trafo yağlarına ve özel yalıtım çözümlerine olan ihtiyacı artırıyor. Önümüzdeki dönemde talebin yalnızca miktar olarak değil, teknik performans, ekipman ömrü ve sürdürülebilirlik beklentileri açısından da gelişeceğini öngörüyoruz.
Nynas olarak büyümeyi yalnızca pazar payı perspektifinden değerlendirmiyoruz. Amacımız, enerji dönüşümünün ihtiyaç duyduğu daha güvenilir, daha verimli ve daha dayanıklı enerji altyapılarının oluşturulmasına katkı sağlamak. Türkiye ve Orta Asya’nın önümüzdeki on yılda bu dönüşümün en önemli büyüme bölgelerinden biri olacağına inanıyor ve bu yolculuğun uzun vadeli bir paydaşı olmaya devam ediyoruz.
Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi, Kasım ayında Antalya’da toplanıyor. Küresel sürdürülebilirlik gündemi çerçevesinde COP31’den neler bekliyorsunuz?
Türkiye’nin Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31’in önemli bir dönüm noktası olacağına inanıyorum. Çünkü artık küresel gündem yalnızca emisyon hedeflerinin açıklanmasından ibaret değil. Asıl tartışma; enerji dönüşümünün nasıl finanse edileceği, artan elektrik talebinin nasıl karşılanacağı, şebekelerin nasıl güçlendirileceği ve mevcut altyapıların nasıl daha dayanıklı hale getirileceği üzerine yoğunlaşıyor. COP31’in bu anlamda hedeflerden uygulamaya geçiş sürecini hızlandıran önemli bir platform olmasını bekliyoruz.
Elektrikli araçların yaygınlaşması ve enerji altyapısındaki dönüşüm, Nynas ürünlerine olan talebi nasıl etkiliyor? Özellikle trafo yağları ve EV greslerinin bu süreçteki rolü ile inovasyon stratejilerinizden bahseder misiniz?
Elektrikli araçların yaygınlaşması, veri merkezlerinin büyümesi, yapay zekâ uygulamaları ve sanayide elektrifikasyon gibi gelişmeler dünya genelinde elektrik talebini hızla artırıyor. Ancak burada kritik olan yalnızca daha fazla elektrik üretmek değil, bu elektriği güvenli ve verimli şekilde iletebilmektir. Bu nedenle enerji dönüşümünün görünmeyen kahramanları elektrik şebekeleri ve trafolar olacaktır.
Bugün şebekeler daha yüksek yükler altında çalışırken, yenilenebilir enerji kaynaklarının sisteme entegrasyonu da yeni teknik gereksinimler oluşturuyor. Bu durum yüksek performanslı trafo yağlarının ve yalıtım sıvılarının stratejik önemini artırıyor. Nynas’ın enerji dönüşümündeki rolü de tam olarak burada ortaya çıkıyor. Ürünlerimiz yalnızca ekipmanların çalışmasını değil, enerji güvenilirliğini, ekipman ömrünü ve şebeke performansını doğrudan destekliyor.
Elektrifikasyon aynı zamanda yağlayıcı teknolojilerini de dönüştürüyor. Elektrikli araçlar daha yüksek sıcaklık dayanımı, elektriksel iletkenlik ve uzun servis ömrü gibi yeni gereksinimler ortaya çıkarıyor. Bu kapsamda Solvay ile yürüttüğümüz çalışmalarla, elektrikli araç motorlarında kullanılan greslerin performansını artırabilecek yeni nesil katkı teknolojileri üzerinde çalışıyoruz.
Nynas olarak inovasyonu yalnızca yeni ürün geliştirmek olarak görmüyoruz. Amacımız enerji verimliliğini artıran, ekipman ömrünü uzatan ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayan çözümler geliştirmek. NYTRO® BIO 300X ve yeniden rafine edilmiş NYTRO® RR 900X gibi ürünlerimiz de bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer alıyor.
Sonuç olarak elektrifikasyonun hızlanması, Nynas’ın uzmanlık alanlarının stratejik önemini artırıyor. Biz bu dönüşümü yalnızca yeni bir pazar fırsatı olarak değil, daha güvenilir ve daha sürdürülebilir enerji sistemleri oluşturma sorumluluğu olarak görüyoruz.




